yeniavrasya
  GOGU TÜRKİSTAN
 
DOGU TÜRKISTAN
   
 

COĞRAFYA

 
Doğu Türkistan, Orta Asya'da Batı Türkistan'ın doğusunda yer alır. Çin, Mogolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet gibi ülkelerle komşudur.

 

Doğu Türkistan; Tanrı Dağları, Altay ve Kurum Dağları arasındaki Cungarya Havzası, Tarım ve Turfan Havzasını da içine alan 1.828.418 Km2 yüzölçümündedir. Doğu Türkistan, bütün Çin toprağının 1/5 'ini (beşte birini) teşkil eder. Avrupa'nın en büyük devletlerinden Fransa'nın 3 katı, Macaristan'ın 17 kat büyüklüğündedir. Toprak büyüklüğü bakımından dünya ülkeleri içinde 19.ncu  sırada yer alır.

Dünya Medeniyetinin Altın Beşiği diye anılan Taklamakan Çölü, Tabiat'ın Cenneti olarak bilinen Altundağ Parkı, Avrasya Köprüsü olarak anılan İpek Yolu, dünyanın en yüksek göllerinden olan Tanrı ve Buğda gölleri, dünyanın deniz seviyesinden en düşük çukurluğu olan Aydınköl, ayrıca Kıduran Antik Şehir Harabeleri, Miret, Çerçen Uzuntat, Hanöy (Hanevi) Eşşar, Subaş, Üçkat Rumtay Kadım Şehri, Kumtura, Kızıl, Onbaş Togtuz, Hücra ve Bezeklik Mingöy (Binev) Harabeleri gibi daha dünyada sırrı açılmayan medeniyet merkezleri Doğu Türkistan'dadır.

Lopnor, Boğraş, Barsköl Buğda, Sayram, İbnur ve Ulunkur gölleri ile Tarım, Yarkent, Hoten, Konci, İLİ, Manas ve İrtiş ırmakları vardır.

Sınırsız nehir vadilerinde, göllerin sahillerinde, dağların ve ormanların etrafında yaşayan Müslüman Türkler, bilinen tarihten beri bu topraklarda tarım ve hayvancılık yaparak yaşaya gelmişlerdir.

Günümüzde Doğu Türkistan'da 16 şehir ve 86 ilçe mevcut olup, Çinliler bu toprakları 1 merkezi şehir, 8 vilayet ve 5 özerk ilçeye bölerek idare etmektedir.

Doğu Türkistan'ın nüfusu 1949 yılında 9 milyon olup, 600 000 (altıyüzbin) 'i azınlıkları ( Çinli, Mançu, Sive v.b. ) teşkil ediyordu. Günümüzde ise  26 milyon Müslüman Türk'ün yaşadığı bu ülke, zengin tarihi, tabiat güzellikleri, madeni zenginlikleri olduğu halde, Çinli bir yöneticinin ifadesiyle 'Altın Kapla Dilenen Bir Kişi' durumuna düşürülmüştür.

Doğu Türkistan, tarihte birçok Türk İmparatorluklarına merkezlik yapmıştır. Tarihi kaynaklarda, Teoman Yabgu tarafından M.Ö. 220 yılında kurulduğu Büyük Hun Imparatorlugukaydedilen Büyük Hun İmparatorluğu'nun asırlarca hakimiyeti altında bulunan Doğu Türkistan; bu imparatorluğun M.S.430 yıllarında yıkılmasından sonra, başka bir Türk Devleti'nin hakimiyeti altında bulunmuştur. Bu devlet; Göktürk Devleti'dir. M.S.552 yılından itibaren varlığını hissettirmeye başlayan Göktürk Devleti, bütün GÖKTÜRK DEVLETiTürkistan hükümdarlarını itaati altına alarak, büyük bir imparatorluk meydana getirmiştir. 660 yılında bir ara Çin istilasına uğrayan Doğu Türkistan, Kapağan Han zamanında Çiniler'den geri alınmıştır (699).

Göktürk İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla, hakimiyet yeni Türk devletinin elineUygur Devleti geçmiştir. Türkeş Devleti, Karluk Devleti ve Uygur Devleti gibi devletlerin idarelerinden sonra, Türk tarihinin en büyük devletlerinden olan Karahanlılar Devleti, Doğu Türkistan'a yeni bir ruh ve anlayış kazandırmıştır. Bu devreye kadar (840-1212) Türk toplumlarında, tek tük İslam olma vakıaları görülmekteyse de, Karahanlılar KARAHANLILARdevrinde İslam Dini Türk milletinin vazgeçilmez hayat kaynağı olmuştur. Öteden beri hiç bir yabancı dine iltifat etmeyen Türkler, Karahan Devleti'nin devlet politikası içerisinde kısa zamanda İslamlaşmışlardır.

Karahanlılar'dan sonra, Karahıtaylılar ve Mogollar devrini de yaşayan Doğu Türkistan, 1760 yılında Çin-Mançur istilasına maruz kalmıştır. Mançurların ülkeye girişleriyle korkunç bir işkence ve zulüm devri başlamış, buna tahammül edemeyen Türkler, zaman zaman Mançur yönetimine karşı ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmalar içerisinde 1863 yılında, bütün ülke çapında başlatılan kurtuluş hareketi kısa zamanda gelişmiş ve Yakup Han Bay Devleti'nin gayretiyle Çinliler ülkeden çıkartılarak milli bir devlet kurulmuştur.

14 sene devam eden bu yeni devlet, aynı zamanda, Osmanlı idaresiyle temasa geçen ve Osmanlı Devleti'ne tabi olan ilk Doğu Türkistan Devleti olmuştur. Yakup Han Bay Devlet'in ölümünden sonra, Doğu Türkistan tekrar 1876 yılında Çin-Mançur yönetimine geçmiştir.

İşte bu tarihten sonra Doğu Türkistan'da korkunç bir imha ve asimile hareketi başlatılmış, Doğu Türkistan ismi değiştirilerek 'Sinkiang' -ilhak edilmiş toprak- denmiş, diğer bütün şehir, kasaba, makam v.s. isimleri Çinlileştirilmiştir.

1934-1944 yılları arasında, bir ara Sovyet Rusya yönetiminde kalan Doğu Türkistan, Rusların meşhur işkence ve katliam hareketlerine sahne olmuştur.

1944'ten sonra tekrar Çin idaresinin baskısı altında bulunmuş, 1949 yılından sonra da komünist Çin kuvvetlerinin istilasına uğramıştır. O günden bu yana Doğu Türkistan, komünist rejim tarafından en katı ve acımasız bir şekilde yönetilmiştir.

Ancak, şunu kaydetmeden geçmeyelim. 1876 yılından beri, Doğu Türkistan'da şövenist bir idare kuran bütün Çin iktidarları döneminde, hemen her yıl büyük ayaklanmalar ve direniş hareketleri vukubulmuştur.

1933 yılında Hacı Hoca Niyaz ve 1940 yılında Osman Baturların liderlik ettiği Kumul Ayaklanması neticesinde kurulan ve fakat devam edemeyen 'Şarki Türkistan Devleti' 1944 yılında Ali Han Töre liderliği altında vukubulan ayaklanma ve tekrar kurulan 'Şarki Türkistan Devleti', 1947'de halkın tekrar Çin'e baskıları neticesinde kurulan 'Dr.Mesut Sabri Hükümeti' 1950 yılında tekrar Osman Batur ve Canım Han Hacıların direnişleri, 1958, 1962, 1965, 1968 yıllarındaki büyük ayaklanmalar; bu dönemdeki kurtuluş hareketlerinin başlıcalarıdır.

1953 yılında bütün Doğu Türkistan çapında Çinliler'in gayri insani uygulamalarına karşı genel bir silahli ayaklanma baş gösterdi. Komünist Çin ordularının komutanı olarak Doğu Türkistan'ı işgal eden ve Doğu Türkistan celladı olarak bilinen Vang Cin 'Devrim aleyhtarı unsurları yok etmek' sloganı ile 250 000 'den fazla dini zatları ve aydınları tutuklayarak çeşitli işkencelerle öldürdü. Doğu Türkistan toprakları şehitlerin kanı ile sulandı.

1955 yılında Hoten'de Atçu ve Aksu'da büyük çapta ayaklanmalar meydana geldi. Çin işgal ordusu silahsız halk üzerine ağır silahlarla ateş açarak yüzlerce Türkü öldürdü. Binlerce kişi zindanlara atıldı, işkencelerle öldürüldü, binlerce kişi de ağır çalışma kamplarına sürüldü.

1962 yılında 9 siyasi yeraltı teşkilatı siyasi yönden harekete geçti. İli ve Çöçek bölgelerinde gösteriler düzenlendi. Çin askerleri göstericilerin üzerine ateş açarak bu gösterileri kanlı şekilde bastırdı. 1 milyondan fazla Türk, bölgeden Kazakistan'a ilticaya mecbur bırakıldı.

1967-1968 yılları arasında müslüman Türk halkı tarafından kurulan 300'den fazla silahlı teşkilat ortaya çıkarıldı. Mensupları tutuklanarak kurşuna dizildi.

1969 yılında Ahunoğlu (Ahunov) Mecit liderliğindeki bir silahlı teşkilat, ayaklanma öncesi yönetim tarafından haber alındı. Teşilat üyeleri acımasızca kanla bastırılarak şehit edildi.

1970 yılında Eyalet Hükümet Başkan Yrd.Eminoğlu (Eminov) 'un da içinde bulunduğu 23 bin'den fazla 'Gizli bir Siyasi Partinin ' üyeleri ayaklanma arafesinde bastırıldı. Eminoğlu başta olmak üzere lider kadro idam edildi. Bu defaki bastırma harekatında Merkezi Çin Yönetim, Doğu Türkistan'da ilçe derecesindeki Çinli yetkililere 'idam cezası verme yetkisi ' verdi. Binlerce vatansever genç aydın Çinli vahşilerce öldürüldü ve bir kısmı da çalışma kamplarına sürüldü.

Bu tür kanlı hadiselerden 10 yıl sonra, 1981 yılında Doğu Türkistan'ın Merkezi Ürümçi şehrinde ilk defa demokratik mücadele patlak verdi. İşçiler başta olmak üzere her kademedeki halk kitleleri Çinliler tarafından bir suikast sonucu öldürülen Abdulhamit Mesut'un kanlı cesedini sokaklarda gezdirerek açık şekilde 'insani haklarımızı canımız pahasına da olsa koruyacağız' , 'Kana Kan - Cana Can!' gibi sloganlar atarak Eyalet Komunist Partisi Merkezi önünde gösteri yaptı. Komünist yönetim, Çin Anayasası'ndaki gösteri yapma hürriyetini çiğneyerek, açık şekilde bu gösteriye müdahale etmemekle beraber katılanları tespit etti ve gizli bir şekilde hepsini tutuklayıp cezalandırdılar.

1985 yılının Aralık ayında 10 bin'e yakın Müslüman Türk öğrenci, Ürümçi Üniversitesi'nde dersleri 1 hafta süre ile boykot ederek sokaklarda gösteri yaptılar. Daha sonra Çin'in Pekin, Nancing ve Şanghay gibi büyük şehirlerindeki üniversiteli Türk öğrenciler de bu eylemleri desteklemek için bulundukları yerlerde gösteri yaptılar. Bunlar, yönetimden, Doğu Türkistan'daki 'Atom Denemeleri'nin durdurulması, Çinli göçmen akınına son verilmesi, demokratik seçme ve seçilme hakkının tanınması, Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin  insani, milli hak ve hukuklarının iadesi gibi yasal ve masum taleplerde bulundular. Çin idaresini uzlaşma yolu ile bazı vaadlerde bulunmaya mecbur bıraktı. Fakat bu gelişmelerden çok kısa bir süre sonra öğrenciler okulsuz, diplomasız ve işsiz bırakıldı. Bazı öğrenci liderleri gizlice tutuklandı.

1989 yılında Ürümçi'de Müslümanlar, İslamiyet'e yapılan hakaret ve saldırıların durdurulması ve demokratik hakların verilmesini talep ederek gösteriler yaptılar.

1990 yılının Nisan ayı başlarında Kaşgar'ın BareN kasabasında Çin işgal yönetimine karşı silahlı ayaklanma patlak verdi. Doğu Türkistan İslam Partisi'nin mücahitleri cihad ilan ederek Çin askerlerine karşı savaştı. Büyük bir bölümü çarpışmalarda şehit oldu. Binlerce Müslüman Türk tutuklandı. Bu olay Çin hükümetini derinden sarstı.

1992 yılının Aralık ayında dünyanın dört bir yanından gelen Doğu Türkistan Muhacirlerinin Temsilcileri Sosyal ve Kültürel Kuruluşların Başkanları ile ileri gelen aydınları Türkiye'nin İstanbul sehrinde bir araya gelerek 3 gün süren 'Doğu Türkistan Milli Kurultay'ını tertip ettiler. Doğu Türkistan Müslümanlarının bu çilekeş ve muzdarip temsilcileri Doğu Türkistan Halkının fiziki ve kültürel varlığını, milli kimliğini imhayı hedef alan uygulamalarını, insanlığa, dünya barışına ve milletlerarası dostluk ve işbirliği ülküsüne karşı işlenmekte olan ağır insanlık suçu olduğunu bütün dünyaya ilan ettiler. Milli Kurultay ayrıca, Doğu Türkistan'ın yeniden bağımsız bir devlet olarak doğuşu için gerekli politikaları tespit ve kabul etti.

Günümüzde Doğu Türkistan Türkleri her zamankinden daha çok azim ve inançla Birleşmiş Milletlere vücut veren temel ilkelere, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirtilen bütün hak ve hukukun kendilerine de tanınması yolunda büyük bir mücadele içindedir

4 Şubat 1997 Gulca Olayları ....
Tarih: 03.02.2007 Saat: 22:46
Konu: Doğu Türkistan

 

 


4 Şubat 1997 Gulca Olayları, Çinlilerin bu güne kadar hangi yöntem ve metotlarla Doğu Türkistan’daki mevcudiyetini sürdürebilmekte olduğunun açık bir göstergesidir.

Her kanlı bastırma hareketinden sonra yaralarını saran bir süre sonra toparlanma fırsatını bulan Doğu Türkistanlılar ikinci bir “millî İstiklâl Hareketine” erişemeden

Çinli işgalcilerin tahrikleri ile zamansız başlayan “millî İstiklâl Hareketleri” yine Çin cellatları tarafından kanlı bir şekilde bastırılmaktadır. 

Fakirliğe, açlığa, sefalet ve ölüme bile tahammül edebilen Doğu Türkistanlılar millî ve manevi aşağılanmaya asla rıza göstermemekte ve bütün katliamlarda bu hususlardaki tahrikler sonucunda ortaya çıkmaktadır.

4 Şubat Gulca Olaylarını değerlendiren Muhterem yazarımız Mustafa Necati Özfatura bakınız neler söylemiş:  “Doğu Türkistan Türkleri, 5 Şubat 1997 tarihinde Çin yönetimine karşı Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde büyük bir ayaklanma düzenledi.



 

Bu ayaklanma Doğu Türkistan Türklerinin uzun yıllardan beri Çin yönetiminden kurtulmak için sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin bir devamıydı. Çin yönetimi, bizzat kendisi tahrik ettiği Gulca ayaklanmasını, her zaman olduğu gibi yine çok kanlı bir şekilde bastırdı.

Görgü şahitleri, uluslararası kuruluşlar ve dış basının verdiği haberlere göre, Çin güvenlik kuvvetleri Gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu Türkistan Türkünü olay yerinde şehit etmiş, pek çoğunun ağır yaralanmasına sebebiyet vermiş ve ilk aşamada 2000 kişiyi tutuklamıştır.

Ölen 400 kişinin 16'sı, havaların aşırı soğuk olması nedeniyle üzerlerine sıkılan tazyikli su nedeniyle donarak ölmüş, 90'ı dövülerek öldürülmüş ve 160'ı da Çin güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateşle şehit edilmiştir.

Çin yönetimi, Gulca ve civarındaki bütün doktorlara bir genelge göndererek, ayaklanma sırasında yaralananların tedavilerini yasaklamış, tedavi edenlerin ağır cezalara çarptırılacağını duyurmuş ve böylece pek çok Doğu Türkistanlının gerekli acil tedavileri göremeden hayatını kaybetmelerine veya sakat kalmalarına sebebiyet vermiştir.

En acıklısı, 12 Mart 1997 tarihinde tutuklanan babasının serbest bırakılmasını talep edip Gulca’daki hükümet binasının önüne gelip buradan ayrılmak istemeyen 8 yaşındaki Fatime adlı bir kız çocuğuyla, eşinin serbest bırakılmasını talep eden Gülizar adlı hamile bir genç hanımın Çin güvenlik kuvvetleri tarafından olay yerinde öldürülmeleri olmuştur.

Çin yönetimi, Gulca ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra da, uzun yıllardan beri Doğu Türkistan Türklerine karşı yürüttüğü keyfi tutuklama, işkence ve idam cezalarını bütün şiddetiyle devam ettirmiştir.

5 Şubat 1997 ile 31 Aralık 1997 tarihleri arasında bütün Doğu Türkistan'da 100.000’den den fazla Doğu Türkistanlıyı tutuklamış, tutuklulara ağır işkenceler uygulamış ve uluslararası televizyon kurumu CNN'in 9 Aralık 1997 tarihinde yayınladığı bir haberinde de teyit edildiği gibi 1000'den fazla Doğu Türkistan Türk’ünü idam etmiştir.

Böylece, Çin yönetiminin son üç yılda tutukladığı Doğu Türkistanlıların sayısı 500.000’i aşmıştır. Şu anda Doğu Türkistan'da her aileden en az 1 veya 3 kişi tutukludur.

Mevcut hapishaneler ağzına kadar dolduğu için hapishane olarak kullanılmak üzere yeni barakalar kurulmuş, eski fabrikalar ve hatta “yasak inşa edildiği” ileri sürülerek ibadete kapatılan camiler geçici hapishane olarak kullanılmıştır. İşlemediği suçları itiraf ettirebilmek için tutuklular kızgın demir üzerinde yürütülmüş, vücudunun çeşitli yerlerine kızgın yağ dökülmüş ve derileri yüzülmüştür.

Dünya Af Örgütü Amnest International'a göre, Doğu Türkistan Türklerine karşı uygulanmakta olan idam cezalarının çoğu “ekstra-judicial exocution” yani yargısız infaz' dır. Beş bin yıllık tarih, kültür ve medeniyete sahip olmakla övünen Çinlilerin Doğu Türkistan Türklerine karşı uyguladığı bu zalimane soykırım, siyasi baskı, kültürel eritme, ekonomik sömürü, ekolojik yıkım ve ırki aşağılama siyaseti, Doğu Türkistan'ı bir barut fıçısına çevirmiştir.”

Mao’nun fikir babası olan Lenin ve Stalin tarihe karıştı, eski Sovyetler Birliğinin taşeronu Çin ise, Komünizmin  dünyadaki tek uygulayıcısı olarak varlığını sürdürmektedir.Bu kadar uzun süredir insan fıtratına aykırı bu komünizm sistemini devam ettirebilmesinin tek sebebi de acımasızlığı ve kan içiciliğidir. Yıllarca bir vilayetten diğer bir vilayete dahi haber sızdırmayan Çin yönetimi artık bunu başarmakta güçlük çekmektedir.

Son zamanlarda belli bölgeleri ziyaret etmelerine izin verilen yabancı turistler hasbelkader karşılaştıkları olayları bir yolunu bulup dışarıya sızdırmakta ve böylece dünya bazı olayları kısmen de olsa öğrenebilmektedir.İşte buna  birkaç örnek:

YABANCI UYRUKLU PROFESÖRÜN ANLATTIKLARI

Bölgede yaşayan yabancı uyruklu bir Profesörün telefonla anlattıklarına göre kent ve çevresinde 5, 6 Şubat tarihlerinde meydana gelen olaylardan sonra asker ve Polis tarafından kuşatma altına alındığını belirterek, 00.00 ve 07,00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulandığını söyledi. (RESİM-2)

Aynı kaynak, meydana gelen olaylarda(4.2.1997) 100’ e yakın Müslüman’ın öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını belirterek,yerel basının yaklaşık 1000 kişinin tutuklandığının haberini bildirdi. Havaalanından  bir yetkilide, geçen haftadan bu yana tüm uçuşların iptal edildiğini ve birkaç günde yeniden hava trafiğine açılması beklenen havaalanının ordunun denetiminde bulunduğunu kaydetti.

İKİ ÖĞRETMENİN ANLATTIKLARI

Katliamlardan kurtulmayı başaran Doğu Türkistanlı iki öğretmenin Kazakistan sınırından geçtikten sonra Gulca’daki son durumla ilgili önemli bilgiler getirdiği bildirildi. İsimleri açıklanmayan iki öğretmenin verdiği bilgiye göre Gulca’ya katliamdan sonra yüzlerce Tank, iki bin dolayında Çin askeri gönderildi.

Kazakistan’a ulaşan iki öğretmen Bayram namazı sırasında Gulca’da işlenen vahşete tanık olduklarını belirterek:

“Rast gele açılan makineli tüfek ateşi sırasında yüzlerce Türk sokak ortasında can verdi. Çok sayıda ev yakıldı işyerlerine roketlerle, bombalarla saldıran Çin askerleri bazı Türk evlerini tanklarla yıktı.” dediler. Gulca’da Rusça dersleri veren bir Rus öğretmen de Rus İnter Tass ajansına telefonla yaptığı açıklamada çatışmaların 4 gün boyunca sürdüğünü söyledi.

O günlerde, Doğu Türkistan’ın 88 bölgesinde “millî İstiklâl Hareketi” devam ediyordu. Yalnız Gulca’da 196 mücahit öldürüldü. 3 bin 500 soydaşımız temerküz kamplarında, tutuklu sayısı 70 bine ulaştı.

Doğu Türkistan’ın Gulca Şehri’nde Ramazan bayramının hemen öncesinde başlayan sokak gösterilerinin ardından ülkenin büyük bir bölümünde Çin işgal  kuvvetleri sokağa çıkma yasağı koydu. Gulca katliamından sonra şehir merkezinde bulunan binalara keskin nişancılar yerleştiren Çin ordusu kadın ve çocuklara bile ateş açtı. Bölgeden son alınan haberlere göre ilk üç hafta içerisinde keskin nişancıların açtığı ateş sonucu en az 35 Türk hayatını kaybetti.

İNSANLARI DONDURARAK TOPLUCA KATLEDİYORLAR

Görgü şahitlerinin ifadelerine göre, Gulca'da Çinlilerin giriştiği katliamı duyarak buraya akın eden halk şehrin girişinde Akösteng mevkiinde durduruldu. Kalabalığı etkisiz hale getirmek için göz yaşartıcı bomba kullanan Çin ordusu, aranzörlerle halkın üzerine su sıktı. Soğuk su ile ıslatılan insanlar , gruplar halinde ambarlara ve spor salonlarına  kapatıldılar.

Görgü şahitleri, bu mekanlarda  -31 dereceye kadar düşen soğuk nedeniyle binlerce kişinin öldüğünü söylediler .Ayrıca Gulca'ya bağlı Tohoçiyüz kasabasında, 11 kişilik mücahid grubu evinde misafir eden Abdülaziz Kari adındaki bir Müslüman, çıkan çatışmada 7 kişilik ailesi ile birlikte hunharca katledildi. Çatışmada,11 mücahid şehid düşerken," l5 Çin askeri de öldürüldü.

Bu tür çatışma ve  katliamların yoğun şekilde devam ettiği, ancak kuşatma altında olmasından dolayı bölgede olup biten olaylar hakkında bilgi alınamadığı bildiriliyor.

Doğu Türkistan da esaret altında yaşayan Müslüman Türk halkının, iptidai silahlarla Çin ordusuna karşı direndiği de gelen haberler arasında öte taraftan, Çin yönetiminin bölgeyi Çinlileştirmek için Doğu Türkistan'a yerleştirdiği Çinli göçmenler, devam eden yoğun çatışmalardan dolayı bölgeyi hızlı bir şekilde terk ederek Çin’e kaçıyor.

Bu yüzden tren biletleri, karaborsada normal fiyatının 5-6 katına satılıyor.Doğu Türkistan’ı esaretten kurtarmak için Çin ordusuna karşı silahlı direnişin yayılarak devam ettiği bildiriliyor. Müslüman Türk halkı, bütün olumsuzluklara rağmen, Çin ordusuna karşı koymaya çalıyor, Hoten vilayetinde başlatılan istiklâl hareketi  büyük bir hızla yayılıyor.

Bu çerçevede gerçekleştirilen harekatlar sonucunda Guma, İlçi, Karakaş ve Lop Çin işgalinden kurtarıldı. Müslüman Türklerin ele geçirdikleri  bölgelerde işgalci  Çin askerlerinin öldürüldüğü veya esir alındığı, Çinli memurlar ile Çinli yerleşimcilerin ise kaçtığı bildirildi.

Ayrıca, Çin ordusu, Doğu Türkistan halkına lojistik destek ve silah sevkıyatını engellemek için Kazakistan sınırında yoğun önlemler aldı. Bu çerçevede Kazakistan  ile bağlantıyı sağlayan demiryolu 5 Şubat tarihinden beri kapalı bulunuyor.

BİR GÜNDE  100 MÜSLÜMAN İDAM EDİLDİ

Fransız Haber Ajansı AFP'nin haber kaynaklarına göre, Kazakistan sınırı yakınlarındaki Yining (Asıl adı İli) kentinde 5 ve 6 Şubat tarihinde meydana gelen “millî İstiklâl Hareketlerinden” hemen sonra bin kişi tutuklandı.

100 Uygur asıllı Müslüman 6 Şubat tarihinde jet hızıyla yargılanarak, aynı gün idam edildi. Kazakistan'a 50 kilometre uzaklıktaki Yining kentindeki ayaklanma Kazakistan'da sürgün yaşayan Uygur Yusuf Bek Muhlisi tarafından

da doğrulandı. Doğu Türkistan Kurtuluş Cephesi Lideri Yusuf Bek Muhlisi ilk 4 ayda yaklaşık 18.000 kişinin tutuklandığını da bildirdi.

İLİ VİLAYETİNDE 30 KİŞİYE ÇEŞİTLİ İDAM VE HAPİS CEZALARI VERİLDİ

21. 9.1999 tarihinde Gulca vilayetinde 29 Uygur ve bir Kırgız tutuklandı. Bunlardan 3'ü vurularak öldürüldü. Diğerleri ise çeşitli cezalara çarptırıldı.Bunların hepsini “millî Bölücü, Zorba Terörist, Kanunsuz Dini Unsur” diyerek iftiralar ile cezaya çarptırıldılar.

Bu 30 kişinin isimleri ve verilen hükümler aşağıdadır.

1 Nurahmet Niyaz, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehriden, ölüm cezasına   hükmedilip, silahla vurularak  öldürüldü.

2 Enver Nurdun, Uygur, 25 yaşında, Tekes Nahiyesinden, 2  Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırdı.

3 Kurban Hüseyin, Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden,  ölüm cezasına hükmedilerek vurularak öldürüldü.

4 Mehmet Can Emet, Uygur, 27 yaşında, Aksu Kelpin na hiyesinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

5 Yusufcan Abliz Uygur, 22 yaşında, Tekes nahiyesinden süresiz hapis cezasına hükmedildi.

6 Abdullam Abdülselam, Uygur, 30 yaşında, Gulca şehrin  den, süresiz hapis cezasına hükmedildi.

7 Emincan Tursun, Uygur, 37 yaşında, Gulca şehrinden, 20  yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

8 Rustem Ömercan, Uygur, 27 yaşında, Gulca şehrinden, 15 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

9 Nurmuhammet Tursun, Uygur, 25 yaşında, Gulca şehrin den, 10 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

10 İbrahim Muhammet, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra  gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına   çarptırıldı.

11 Turgan Seydullam, Uygur, 29 yaşında, Çapçal nahiye   sinden,Ölüm cezasına çarptırılmış olup kurşuna dizilerek şehid edilmiştir.

12 Abdukadir Abdurahim, Uygur, 28 yaşında, Çapçal nahi yesinden, , 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

13 Ablimit Abdukeyyum, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına hüküm verildi.

14 Abdukebir Savut, Uygur, 20 yaşında, Gulca şehrinden,  14 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

15 Sultan Nurahmet, Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarp tırıldı.

16 Abdukahar Kemal, Uygur, 24 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına  çarptırıldı.

17 Abdukuddus İlyas, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 8 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

18 Rishat Ömer, Uygur, 23 yaşında, Gulca şehrinden, 5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

19 Sirajidin Rashidin, Uygur, 28 yaşında, Gulca nahiyesinden, 5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

20 Nurmuhammet Mehmetemin, Uygur, 29 yaşında, Gulca şehrinden, 4 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

21 Aba Bekri İsmail, Uygur, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

22 Abdurahim Osman, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehrinden, 3 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

23 Abduşekür  Abdurahim, Uygur, 41 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

24 Tajbek Kasım, Kırgız, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

25 Sabit Davut, Uygur, 23 yaşında, Gulca nahiyesinden, 2 yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasınaçarptırıldı.

26 Zikrullam İmam, Uygur, 25 yaşında, Gulca nahiyesinden,  2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

27 Shemshidin Calaliddin, Uygur, 22 yaşında, Gulca nahiyesinden, 15 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

28 Shemshidin Ehmet, Uygur, 21 yaşında, Gulca nahiyesinden, 12 yıllık hapis cezasına çarptırıldı;

29 Kurban İsmail, Uygur, 31 yaşında, Gulca nahiyesinden, 14 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

30 Abdumecit Ethem, Uygur, 27 yaşında, Gulca nahiyesinden, 3 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

 
  Bugün 4 ziyaretçi (5 klik) kişi burdaydı!  
 
Tüm hakları saklıdır :Copyright © 2010-2011 perfectmouse bilgi işlem merkezi Uygulama: web desing Birol vasiya İrtibat Tel: 0535 843 00 40 Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol