|
Apsua: Abhazların ismine ilk kez Pirinç Dönemine ait yazılı kaynaklarda "Abeşla" olarak rastlanır. Apsua, Abhazca'da "Abhaz" isminin karşılığıdır.
Apsnı: Apsua (Abhaz) halkı, binlerce yıldır yaşamakta oldukları Abhazya icin Can ülkesi anlamında "Apsni" adını kullanırlar. Bugün Abhazya Cumhuriyetinin resmi ismi Apsnı Ahuıntkarra (Apsnı Cumhuriyeti)'dır.
Yerleşim: Abhazlar, Kuzey-Batı Kafkasya'da Karadeniz boyunca uzanan, doğal bir sınır görünümünde olan Psou ve İngur nehirleri arasında kalan bölgede yaşamaktadırlar.
Etnoloji: Abhazların ataları olan Apsil, Abazg, Misimyan ve Sanıg adlı topluluklarla ilgili bilgiler Romalı ve Bizanslı tarihçilerin ifadeleriyle bugüne ulaşmıştır. Bu boylar, Karadeniz kıyılarında çeşitli feodal beylikler kurmuşlardır. Abhazlar, M.S. 4. yy'da Lazika ile birleşik bir krallık kurarlar. Roma ve Bizans kültürüne açık olan Abhaz beylikleri, VI. yüzyılda birer Bizans kolonisi haline gelirken Hıristiyanlık Abhazlar arasında yayılma imkanı bulur.
Abhaz boyları, M.S. 7.-8. yüzyıllarda federasyon şeklinde bir araya gelerek uluslaşma yolunda önemli bir adım atarlar. Bunun devamında da 740 yılında bağımsız krallıklarını kurarlar. Abhaz Krallığı, Kral II.Leon yönetiminde sınırlarını Batı Gürcistan'ı da içine alacak şekilde genişletir. Krallığın başkenti Gürcistan'ın Kutaisi şehrine taşınır. 978 yılında Abhaz tahtına, anne tarafından Abhaz olan Gürcü Bagrat hanedani geçer. Abhazya, 16. yy'a kadar Gürcistan'a bağlı bir prenslik olarak Şervaşidze (Çaçba) ailesi tarafından yönetilir. Bu dönemde Osmanlı hakimiyeti altında yarı bağımsız bir yönetim sürdüren Ahazya, 1810 yılında Rusya'nın egemenliğini tanımak zorunda kalır.
Abhaz Krallığı: Federasyon seklinde bir araya gelen feodal Abhaz beylikleri, VIII. yy'da tüm Kafkasya'da faaliyet gösterecek olan Abhaz Krallığını oluştururlar. X. yüzyılda Abhaz kralı Feodosi'nin tahta varis bırakmadan ölmesi üzerine yerine kızkardeşinin oğlu geçer. Babası Gürcü olan yeni kral III. Bagrat'dan sonra da krallık uzun süre Abhaz ismiyle anılmaya devam eder.
Osmanlı Egemenliği: XV. ve XVI. yüzyıllarda Birleşik Abhaz-Gürcü Krallığından ayrılarak bir kez daha kendi krallıklarını kuran Abhazlar, kısa bir sure sonra Osmanli egemenliğini tanımak durumunda kalırlar. Bu zaman zarfında Abhaz halkının önemli bir bölümü Müslüman olur.
Rus Egemenliği: 1810 yılında Abhazya, Rusya'nın himayesine girer. Ancak Abhazların büyük kısmı diğer Kafkas halklarıyla birlikte Rus işgaline karşı mücadele etme yolunu seçerler. Ruslar, 1864'de Kafkas-Rus savaşlarına katılan Adigelerle birlikte savaşa katılmış Abhazları da sürgüne gönderirler. Abhazya, ciddi anlamda bir nüfus kaybına uğrar. Abhaz beyliği Ruslarca ortadan kaldırılırken Abhazya, 1864'te tamamen Rus hakimiyeti altına girer.
Abhaz Başkaldırıları: 1866 yılında bağımsızlık elde etmek için tekrar ayaklanan Abhazların bu hareketi, Ruslar tarafından çok sert biçimde bastırılır. Abhazlar, bir kez daha vatanlarından koparılarak Osmanlı topraklarına sürülürler. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Abhazlar, tekrar silaha sarılarak Ruslarla mücadeleye girişirler. Ancak kazanan taraf yine Ruslar olur ve bir kez daha on binlerce Abhaz Osmanlı'ya göçmek zorunda kalır.
Menşevik-Gürcü İsgali: 1918 yılında ulusal devletlerini ilan eden Abhazlar, kısa bir sure sonra Gürcü Menşeviklerin ülkelerini işgal etmeleri üzerine yeni bir bağımsızlık savaşına girişirler. 1921'de işgalci Menşevik Gürcüleri ülkelerinden sürmeyi başaran Abhazlar, yeniden bağımsız devlet statüsüne kavuşurlar. Kurulan devletin ismi Abhazya S.S.C. olur.
Abhazya'nın Gürcistan'a Bağlanması: 1922'de bir oldu bitti ile Gürcistan S.S.C. ile federasyon haline getirilen Abhazya, Moskova yönetimince 1931'de özerk cumhuriyet statüsünde olarak Gürcistan'a dahil edilir. Abhaz lider Nester Lakoba'nin öldürülmesiyle daha rahat hareket etmeye başlayan Gürculer, öteden beri tarihi emeller besledikleri Abhazya'yı Gürcüleştirmek için kollarını sıvarlar.
Abhazları Asimile Etme Çalışmaları: 1930'lu yılların sonlarında Abhazlar'ın tüm aydın tabakası sistematik olarak çeşitli yollarla yok edilir ya da sindirilerek kontrol altına alınmaya çalışılır. Latin alfabesi esaslı Abhaz alfabesı kaldırılarak yerine Gürcü alfabesi temelli uydurma bir Abhaz alfabesi konarak Gürcü diline etkinlik kazandırılmaya çalışılır.
Gürcistan'ın doğu bölgelerinden getirilen Gürcü-Migrel yerleşimcilerle Abhazya'nın nüfus haritasının değiştirilmesine hız verilir. 1944 yılında Abhaz okulları kapatilir ve zorunlu olarak Abhaz genç nüfusuna Gürcüce öğretimine başalnır. 1948-1951 arasında yer isimlerinin Gürcüleştirilmesi çerçevesinde Abhazya'daki 147 köy ve bölge ismi Gürcüleştirilir.
Abhazya'daki Abhaz varlığını tamamen yok etmek için gerekli olan tüm asimilasyon yöntemlerine başvuran Gürcüler, zaman zaman doğrudan imha yontemlerini kullanmaktan çekinmemişlerdir. Bu yolla bir grup Abhaz ileri geleni, Gürcüler tarafından II. Dünya Savaşı'nda Almanlarla işbirliği yapmakla suçlanarak ortadan kaldırılmıştır.
Yaptıkları uygulamaları hakli gösterme çabasıyla bazı asılsız tarih teorileri ortaya atan Gürcüler, Antik Abhaz boyları olan Abazg, Apsil ve Saniglar'ın Gürcü kökenli olduklarını iddia ederek Abhazların iki-üç yüzyıl kadar önce kuzeyden göç ederek Abhazya topraklarına yerleşmiş olduklarını savunmuşlardır. Ancak kendi dillerinde dahi Abhazya için “Abhazeti” (Abhaz ülkesi) ismini kullanma gerekçelerini açıklamakta güçlük çekmektedirler.
Abhazların Nüfus Problemi: 19. yy ortalarında Abhazların nüfusu, Abazin ve Ubihlarla birlikte 130.000'i bulmaktaydı. Daha sonraki yıllarda yapılan sayımlarda şu veriler elde edilmiştir:
| Sayım |
Nüfus |
Anadil Bilme |
| 1897 |
72.100
|
|
| 1926 |
57.000
|
|
| 1939 |
59.000
|
% 95 |
| 1970 |
83.240
|
% 95,9 |
| 1979 |
90.915
|
% 94,3 |
| 1989 |
105.308 |
% 93,5 |
1897-1926 yılları arasındaki nüfus gerilemesinin nedeni, devam eden savaş ortamı ve yaşanan zorunlu göç olaylarıdır. 1926-1939 yılları arasında, Stalin-Beria ikilisi tarafından uygulanan asimilasyon politikalarının bir sonucu olarak çok küçük bir artış gerçekleşmiştir.
19. yy ortalarında Abhazların Ruslar tarafından sürgüne gönderilmeye başlanmasıyla boşalan topraklara yerleştirilen Rus, Gürcü ve Migrel gibi yabancı halkların nüfuslarındaki hızlı artış, Abhaz nüfusunun yok olma tehlikesiyle yüzyüze getirir. Yine de 1866 yılında Abhazya'da kalan Abhaz sayısı, toplam Abhazya nüfusunun % 60'ını oluşturmaktaydı.
70 yıl süren Sovyet egemenliği altında Abhazlar icin bu kötü gidiş devam etmiştir. 1990'lara gelindiğinde Abhazya'daki Abhazlar, anayurtlarında yasayan % 18'lik bir azınlık durumundaydılar. Kitlesel sürgünler ve yoğun bir etnik asimilasyon süreci yaşayan Abhazların Abhazya'daki varlığı 1989 sayımında 100.000 civarında iken 1866'da 26.000 olan Abhazya'daki Gürcü-Migrel yerleşimci nüfusu 240.000'e ulaşmıştı. 1992-93 yılında Gürcü işgaline karşı bağımsızlık savaşına girişen Abhazlar, Kuzey Kafkasya'dan ve Kafkas diasporasından gelen gönüllü Abhaz ve Adigelerin de desteğiyle bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Bunun üzerine Abhazya'lı Gürcü-Migrel-Svan yerleşimcilerin büyük bölümü Gürcistan'a dönmüşlerdir. 2002 yılında yapılan son nüfus sayımına göre Abhazlar, 120.000'e ulaşan nüfuslarıyla uzunca bir süreden sonra öz vatanlarında en kalabalık halk konumuna gelmişlerdir.
Din:Hıristiyanlik, bugün Abhazyadaki Abhazlar arasında en yaygın dindir. Bununla birlikte Hıristiyan Abhazlar, Müslümanlık ve pagan inançlarının bazılarını da devam ettirirler. M.S. 1. yüzyılda ilk Hıristiyan misyonerlerin ulaştığı Abhazya'da Hırsitiyanlik baskın bir konum kazanır. M.S. 325'de düzenlenen Hıristiyan teolojisinin tartışıldığı İznik Konsiline Abhaz delegasyonu da katılır. 16. yüzyılda Osmanlılar vasıtasıyla Abhazya'da yayılmaya başlayan İslamiyet, bu ülkede 19. yüzyıl başlarında Rus egemenliğine kadar resmi din şeklinde benimsenir. Özellikle yönetici ve asilzade sınıfları İslâm veya Hıristiyanlıktan birini seçerken halkın büyük kısmi uzun sure pagan karakterli inançlarını sürdürürler.
Kültür ve Eğitim: Abhazca'nın Latin esaslı bir alfabesini hazırlayan P. Uslar, 1865'de ilk kez bu alfabeyle Abhazca bir kitap bastırır. Abhazca olarak yayinlanan ilk nesir (düz yazi) konulu kitap 1912 yılında yayınlanır. N. Marr tarafından 1926'da "Analitik" Abhaz alfabesi oluşturulur. Bu alfabeyi 1928 yılında Latin esaslı yeni bir Abhaz alfabesinin hazırlanması takip eder. Latin esaslı alfabe ise yerini 1938'de Gürcü alfabesi temelli bir Abhaz alfabesine bırakacaktır. Son olarak 1954'de kullanılmaya başlanan Kril esasli yeni Abhaz alfabesi, 1990’lı yıllarda yapılan birkaç küçük düzeltme ile bugünlere gelmiştir.
Diaspora'daki Abhazlar
1800'lü yılların ortalarında başlayan Abhaz göçleri neticesinde en kalabalık Abhaz nüfusu, Türkiye'ye yerleşmiştir. Özellikle Düzce-Adapazarı hattı ile Eskişehir-Bilecik dolayları ve Samsun-Tokat-Yozgat ve Sivas çevresi Abhaz göçmenlerin kurduğu köylerin yoğunlaştığı bölgelerdir. 1970'li yıllarda hızlanan köyden kente göç hareketlerinden paylarına düşeni alan Abhaz köylerın bir bölümü Abhaz niteliğini kaybederken bazı Abhaz köyleri tatil köyü görünümü kazanmış bunların dışında kalanlar ise genellikle orta yaş ve üzeri Abhazların yaşamaya devam ettikleri yerlerdir. Kaba bir hesaplama ile Türkiye'de yaklaşık 160 adet Abaza köyü bulunmaktadır. Bunların 130 kadarı Abhaz (Apsua), diğerleri ise Abazin (Aşuwa-Aşkarawa) köyüdür.
Abhazya dışında, Gürcistan'a bağlı Acara Özerk Bölgesinde de küçük bir Abhaz topluluğu yaşamaktadır. Buradaki Abhazlar, çoğunlukla Kafkas-Rus savaşlarında Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalan, ancak daha sonra Abhazya'ya geri dönmeye çalışan Abhaz ailelerinden oluşmaktadır. 1970 verilerine göre 1.361 kişiyi bulan bu Abhaz topluluğunda anadil Abhazca'yı bilme oranı % 72'dir.
Kaynaklar:
Valeri Beygua, Abhazya Tarihi, Asyayın, İstanbul 2000.
L. A. Akaba, U istokov Religii Abhazov, Sohum 1979.
Ş. D. İnal-ipa, Abhazi, Sohum 1965.
Abhazya'nın Beyaz Kitabı 1992-1993, Ankara 2002.
|